Telekinezi Nedir? Yapma Teknikleri Nelerdir?

Telekinezi “uzak” anlamında olan “tele” kelimesi ile “hareket” anlamına gelen “kinesis” kelimelerinin bileşiminden oluşmuştur. ve insanın zihniyle ve herhangi bir fiziksel temas olmaksızın nesneleri hareket ettirebilmesine denir. Telekinezi kelimesi, Bazen telekineziye “aklın cisimler üzerindeki gücü” de denmektedir. Telekinezi yerine kullanılan başka bir terim ise psikokinezidir. Yine bu terim de Yunancada “ruh” anlamına gelen “psyche” kelimesi ile hareket anlamına gelen “kinesis” kelimelerinden türemiştir.

nedirneresidir.comtelekın

Telekinezi Nasıl Yapılır?

Telekinezinin gerçekliğine ve yapılabileceğine inananlar, telekinezinin nasıl yapıldığı konusunda da bazı fikirler ileri sürmüşlerdir. Bunlardan bazılarını da sunlardir

Telekineziye başlamadan önce,

  • Başlamadan önce konsantrasyonun ve inanmanın telekinezinin anahtarları olduğunu söylerler. Ne kadar iyi konsantre olursanız telekinetik yeteneklerin o oranda hızlı gelişeceğini iddia ederler.
  • Rahatlamanın telekinezinin olmazsa olmazı olduğunu söylerler. Meditasyon yapmayı rahatlamanın bir aracı olarak tavsiye ederler.
  • Hareket ettirilecek nesne ile bir olmayı, onu hissetmeyi, onu kendinden bir parça gibi görmeyi öğütlerler.Bir kol veya bacağınız mış gibi…
  • Bir günde telekinetik yeteneklerin gelişemeyeceğini söylerler. Günde 10-15 dakika kadar pratik yapılması gerektiğini söylerler.
  • Sabırlı olunmasını öğütlerler. Telekinezi sabır işidir ve telekinezide gelişim süresi kişiden kişiye değişiklik gösterir.

Telekinezi Sırasında Aşağıdaki Adımların Takip Edilmesini Belirtirler:

  • İlk adım: Hareket ettirilmek istenen nesneye 10 dakika kadar, onu kendinizden bir parça olarak hissedinceye dek odaklanın.
  • İkinci adım: Nesneyi hareket ederken veya bükülürken gözünüzde canlandırın.
  • Üçüncü adım: Nesneyi hareket ettirebilmeniz son adımdır. Asla güç kullanmayın, işe yaramayacaktır.  

Telekinezi Nasıl Çalışır?

Kuantum Bağlantısı: Bazı insanlar beyin dalgalarımızın atom altı parçacıkları ve nesnelerin içerisindeki enerjiyi hareket ettirebileceğine inanmaktadırlar. Bu da fiziksel bir temas olmaksızın onları hareket ettirebilmemizi sağlar.

Manyetik Alan: Diğer bazıları, insanların etraflarındaki manyetik alanı kontrol edebilirse nesneleri de fiziksel bir temas olmadan hareket ettirebileceklerine inanırlar.

Ses ya da Isı Dalgaları: Bazı medyumlar ses ya da ısı dalgaları üretebildiklerini ve bu sayede oluşan enerji ile nesneleri fiziksel bir temas olmaksızın hareket ettirebildiklerini öne sürerler.

 

Telekinezinin Biyolojik Dayanakları Var mı?

Pek çok insan, psikolojik kanıtlar neticesinde insan beyninin hayallerimizin ötesinde yeteneklere sahip olduğuna inanmaktadır. Onlara göre, son kertede beynimizin sadece yüzde 10’u kadarını kullanmaktayız. Böyle bir kanıya sahip insanlar, telekinezi dahil psişik güçleri beyninin yüzde 10’undan fazlasını kullanabilen medyumların marifeti olarak görmektedirler ve kalan yüzde 90’lık kısmı da kullanabilirsek neler olabileceğini sorgularlar.

Bu iddialar umut vaat etse de  ülküsel kavramdan  öte bir şey değillerdir.

Beynimizin tamamını kullandığımız bir gerçektir. Araştırmacıların PET taramaları (pozitron emisyon tomografisi) ve fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntülemesi) gibi teknikler kullanarak yaptıkları çalışmalar beynin büyük kısmını kullanmadığımızın bir yalan olduğunu ortaya koymuştur. “Popüler Psikolojinin 50 Miti” isimli kitapta psikolog Scott Lilienfeld “Son yüzyıl beyin trafiğini ortaya çıkartan ve gittikçe karmaşıklaşan teknolojilerin gelişmesine şahit oldu. … Bu detaylı haritalandırmaya rağmen beyinde yeni görevler bekleyen kullanılmamış alanlar bulunamadı. Tam aksine çok basit görevler bile genellikle beynin neredeyse tamamına yayılan alanların katkıları sonucunda gerçekleşebilmektedir.”

Telekinezi tarihi hem kanıtlanmış olan hem de tahmin edilen hilelerin ve aldatmacaların tarihidir. Psikokinesis çalışanların pek çoğu bile eldeki verilerin bilimsel standartlarda bir kanıt oluşturmaktan uzak olduğunu kabul etmektedirler. Ancak onlar daha da büyük bir problemle yüzleşmek zorundadırlar: İnsan zihninin objeleri hareket ettirebileceği ya da onları bükebileceğini bilinen hiçbir mekanizması yoktur. Beyin dalgalarımızın objeler üzerinde bir şekilde etkisi olsa bile fizik yasaları beyin dalgalarımızın kafatasımızın birkaç milim ötesinden daha ileri gidemeyeceğini kanıtlamaktadır.

Telekinezinin varlığını iddia eden insanlar çoğunlukla geçmişte kalmışlardır. Gerçekte nesneleri zihin gücüyle hareket ettirebilen insanlar olsaydı, laboratuvarda test edilmeyi bekleyerek zaman kaybetmek yerine Las Vegas’ta kumar oynarken zarları istedikleri pozisyona getirebilir veya golf oynarken topları kontrol ederek bir golf yıldızı olabilirler.

Diğer Pratik Bilgiler kategorisi yazılarımızı okumak için tıklayınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik Koruması !