Anasayfa > Genel Kültür > Paranoid Bozukluk Nedir?

Paranoid Bozukluk Nedir?

Paranoid, kişilik bozukluğu, saçma olmayan bir kurgu ve yeterince iyi düzenlenmiş bir düşünme biçimi ile herkes ve herşeyden süphelenmektir.

Paranoid bozukluk hastaları için en iyi ifade şekli aşır güvensizlik ve şüphedir. Bu durumdaki insanlar başkalarına zor güvenir, zararsız yorum ve davranışları kötü olarak yanlış anlamaya eğilimlidirler.

Bu sebepten dolayı da her türlü davranışı gerçeğinden uzaklaşarak yorumlayarak hem ilişkilerinde hem de sosyal hayatlarında anlaşmazlığa yol açarlar.

Çevrelerine sürekli huzursuz ve kızgın yapılarıyla bilinirler, bu rahatsızlığa sahip olan kişiler tedavileri için hiç birşey yapmazlar.

Erkeklerde kadınlara göre daha sık görünen bir hastalıktır. Erken ergenlik döneminde başlaması yaygın olan bozukluğu yaşayan kişilerin kıskanç olmaları çekici bir özelliktir.

Hastalar genellikle duygusuz, ifadesiz görüntü verirler ve gerçekçi olmalarıyla gurur duyarlar, fakat bazı durumlarda ömür boyu sürecek olan bir hastalıktır.

Paranoid Bozukluklar Eskiden Bu Yana Kullanılmaktadır

Terimin kökeni oldukça eskidir, bu terim Yunanca da para (yan, dış) nous (akıl) kelimelerinden türemiştir. Antik Yunan döneminde paranoya delilik veya çılginlık olarak adlandırılmıştır.

Kişilik Bozukluğunun Beliritileri Nelerdir?

  • Kötü davranışları affetmezler, kincidirler
  • Gerçekleri saptırma ve yalan söylemeye yaygındırlar
  • Ukalalık yapıp herkesten üstün olduklarını düşünürler
  • Yok yere kendilerine fazla güvenirler
  • Baş kaldırma eğilimleri vardır
  • Kuşku duyarlar
  • Kıskançlık ve çekememe duygular baskındır
  • Sorumluluk almak istmezler
  • Suçlarını kabul etmezler
  • Normal davranışları bile kötü olarak algılarlar
  • Sadakatlerden şüphe duyarlar
  • Çevrelerine güvenmezler
  • Kendilerini koruma amaçlı, saldırgan olurlar
  • Başkalarını suçlarlar
  • Her an agresif, kızma ve öfkelenmeye hazırdırlar

Tedavisi Nedir?

Uygulanan pskitorapi yöntemi bu hastalara uygun bir yöntemdir. Fakat bu kişiler, kendi istekleri ile tedaviden uzaklaşırlar, bunun sebebi ise başkalarına besledikleri güvensizlik duygusundan dolayı sır vermek istmezeler.

Terapistlerin tedavi sırasında hastanın güvenini sağlamaları gerekmektedir ve onlara göven duygusunu aşılmaları şarttır. Yanı burada hastanın değil terapistin davranışı daha önemlidir.

Hastanın utandrılmaması, küçük düşürülmemesi, korkmaması, tadaviye ikna olması çok önemlidir. Sosyal becerilerini düzeltmek ve kuşkucu hali azaltmak için ilk başlarda davranış tedavisiuygulanır, bazı hastalarda psikoterapiye destek olması için ilaçlar da tedavi yöntemi vardır.

Kullanılan iliçlar genellikle faydalı olmaz, çünkü hasta zaten tedavi görmek istemez bu sebeble de kullanmaması gayet normaldır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir